Tarihe Geçen Hazır Cevaplar
Ben hepsini tek tek okudum.Hepsi ayrı güzel.Sizler için paylaşmak istedim.Umarım beğenirsiniz.
![]()
Neyzen Tevfik’in yakinen tanıdıklarından biri roman yazmış. Bu romanı bastırmadan önce de Neyzen Tevfik’in düşüncelerini almak için müsveddeleri ona vermiş. Neyzen Tevfik, romanı okuduktan sonra:
“Beğenmedim.”
demiş. Romanın yazarı bu cevaptan hoşlanmayıp şöyle demiş:
“İyi de, böyle bir yargıya nasıl varırsınız. Hem siz hiç roman yazmadınız ki…”
Buna mukabil Neyzen, şöyle savunmuş kendini:
“Ben yumurtanın bayat mı olduğunu, taze mi olduğunu anlarım;ama hiç yumurtlamadım ki..
![]()
Osman Yüksel Serdengeçti’ye sorarlar:
“Hayatta en çok kimden çektiniz?”
Cevap gayet sakin:
“Ben 2 İsmet’ten çektim, der.Biri İsmet İnönü, diğeri karım olan İsmet.Biri beni hürriyetimden, diğeri zürriyetimden etti.”
![]()
Nef’iye, Tahir Efendi isminde bir kadı kelp (köpek) demiş. Bunu duyan Nef’i bir hicivle karşılık vermiş.
Tahir efendi bana kelp demiş
İltifatı bu sözde zahirdir
Malikî benim mezhebim zira
İtikadımca kelp tahirdir.
Açıklaması;
Tahir efendi bana kelp (köpek) demiş.
İltifatı bu sözde aşikârdır, bellidir, açıktır.
Benim mezhebim Malikîdir.
İnancıma göre, Malikî mezhebine göre kelp (köpek) temizdir (Tahir: Temiz).
Böylelikle köpeğin (kelp) temiz (tahir) olduğunu belirterek aynı zamanda Tahir’e köpek demiştir.
![]()
” Bir gün Neyzen Tevfik bir lokantada yemek yerken, yemekten bir kıl çıkmış. Hemen kılı alıp bir kenara bırakmış. Az sonra bir kıl daha çıkmış. Aynı şekilde o kılı da alıp diğer kılın yanına bırakmış. Birazdan bir kıl daha çıkmasın mı? Bu sefer de garsonu çağırıp şöyle demiş:
“Bu kılları ayrı bir tabakta getirseniz de, isteyen istediği kadar alsa daha iyi olmaz mı?”
![]()
Bir genç Mehmet Akif’i küçük düşürmek için,
- “Afedersiniz, siz veteriner misiniz?” der.
Mehmet Akif hiç istifini bozmadan şöyle der;
- “Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?”
![]()
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri
gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca,
Yavuz ona :
- “Sen sır saklamayı bilir misin?” diye sormuş
Vezir :
- “Evet hünkarım, bilirim” dediğinde,
Yavuz cevabi yapıştırmış:
- “İyi, ben de bilirim.”
![]()
Esaret günlerinden bir gün Rus çarı ile aynı sofrada yemek yiyen Şeyh Şamil’in çok iştahla yemek yediğini gören çar ona şaka olsun diye:
-Kumandan, bu iştahla beni de yiyeceğinizden kokuyorum.
Çarın bu sözü üzerine orada bulunanlar başlar kahkahayla gülmeye. Şeyh Şamil kendisine gülündüğünü görünce:
-Ey Rus Çarı! Tasalanmayın, ben elhamdülillah Müslüman’ım. Müslümanlar domuz eti yemez.
![]()
Mustafa Kemal yabancı devlet başkanlarından bir tanesini cumhurbaşkanlığı köşkünde ağırlarken hizmet eden hizmetçi yanlışlıkla önlerine koyacağı kahveyi dökmüş.. Atatürk yabancı devlet adamının pis pis sırıttığını görünce
-Şu millete herşeyi öğrettim de hizmetçi olmayı öğretemedim, demiş..
![]()
Hayatını bir fıçıda, bir aba, ekmek ve şarapla geçiren, zenginliği parada pulda değil de akılda fikirde arayan Diyojen, dar bir sokakta süslü püslü, şımarık bir zenginle karşılaşmış.
Zengin”Çekil kenara ” demiş.”Ben bir serseriye yol vermem”.
Diyojen kenara çekilirken “Ben veririm”demiş.
![]()
Yine aynı Diyojen bilgeliğiyle o kadar ün yapmıştır ki Büyük İskender bile bu ünü duymuş, bu meşhur, bilge zat ile tanışmak için ayağına kadar gitmiş.
İskender vardığında Diyojen o sırada güneşlenmekteymiş. İskender:
- Bilgeliğin dilden dile gezinmekte, bunu ödüllendirmemek yanlış olur, dile benden ne dilersen, der.
Diyojen imparatora bakar ve şöyle der:
-Gölge etme başka ihsan istemem.
Bu sözden sonra İskender’in, yakın çevresine “İskender olmasaydım, Diyojen olmak isterdim.” Dediği şeklinde söylentiler yayılmıştır.
![]()
33 yaşına kadar kumar ve alkol alışkanlığı olan inancı zayıf üstad Necip Fazıl’ın hayatı, 33 yaşından sonra İslami çizgilerle buluşmuştur.
O’nun İslamiyet’e olan ilgisinden rahatsız olan bir arkadaşı “Ya sen ne biçim adamsın şimdi tutmuş imandan ahlaktan ahkam kesiyorsun oysa biz senin geçmişini biliyoruz” demiş
Üstad:
- Ben geçmişimi çöpe attım. Çöpü de kediler köpekler karıştırır, demiş..
![]()
Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan O. Demirci Hocaya:
- Hocam, at nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi? diye sormuşlar.
Demirci hoca:
- Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. Onlardan her atta dört tane var ama, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar.
![]()
Bir suarede Ahmed Haşim’in bir bayan yaklaşıp ona iltifatlar da bulunmaya başlar:
-Çok güzel şiirler yazıyorsunuz, aynı zamanda da çok çekici bir beyefendisiniz. Sizi çok çekici buluyorum.
(Bilinir ki şair kendisini her zaman çirkin bulmuştur ve bu konuda oldukça serttir.)
Ahmet Haşim karşılık verir:
-Teşekkür ederim siz de çirkin bir hanımefendisiniz.
Kadın sinirlenerek:
-Siz sarhoşsunuz, der.
Haşim:
- Evet sarhoşum ve bu sarhoşluğum geçici; ama ne yazık ki sizin çirkinliğiniz kalıcı.
![]()
Bir gün Necip Fazıl’a bir arkadaşı
- Dünyada iki en iyi şair belirlemişler, der.
Necip Fazıl kendinden emin bir ses tonuyla
- Diğeri kimmiş? der.
![]()
Cenap Şehabettin’in kendisine ağız dolusu hakaret eden birine karşı sessiz kalışına içeren dostları
-Niye bir tokat patlatmadın şu edepsize?”deyince,
Cenap Şehabettin,”Çünkü eldivenim yoktu, iğrendim.” demiş
![]()
Istırap Veren Boşluk
Alexandre Dumas’ya eleştirmenlerden biri sorar:
-Bir eserinde “Istırap veren boşluk” diye bir tabir kullanıyorsun. Bu çok manasız doğrusu. Boş şey nasıl ıstırap verir?
Meşhur yazar cevap verir:
-Senin başın hiç ağrımıyor mu?
![]()


15 Temmuz 2009 saat 08:49
Hepsi muhteşemdi… ((: Okumaya doyamadım ama bitti : ((
18 Kasım 2010 saat 23:04
cok guzel cevaplar var arkadaslar superr