Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim
Netteki Yeni Hanemiz

‘Belli’ Etiket için Arşiv

Sinüzit

SİNÜZİT

Sinüzit Ne Demektir: Burun çevresindeki sinüs adı verilen boşlukların iltihaplanmasına sinüzit adı verilir. Sinüsler burnun her iki yanında ve 4 ayrı isimde bulunurlar. Burnun hemen yan taraflarında bulunan ve sinüslerin en büyüğü olan sinüs maksiller sinüs’ tür. Bunun dışında burnun üst tarafında, alın kemiği içide bulunan sinüse frontal sinüs, burnun arka ve üst tarafında bulunan ve orta hatta tek olan sinüse sfenoid sinüs denir. Ayrıca burnun yan ve üst taraflarında bir çok küçük boşluktan ibaret bölümlere de etmoid sinüs denir. Bütün bu sinüsler bir delik aracılığı ile burun içine açılırlar. Buruna açılan bu delikler sinüslerin havalanmasını da sağlarlar.

Sinüsler Ne İşe Yarar: Aslında bu sinüslerin fonksiyonları tam olarak aydınlatılmış değildir. Ancak sesin resonansının sağlanması, solunum havasının nemlendirilmesi ve ısıtılması ile zararlı partiküllerin tutulması gibi görevleri vardır. Ayrıca baş ağırlığının azaltılması işine de yararlar. Bütün sinüslerin içini döşeyen mukoza hergün belli oranda salgı yaparlar. Bu salgılar burun içine dökülerek oradan da boğaz ve mideye giderler.

Sinüsler Herkeste Var mıdır : Her erişkinde sinüs mutlaka vardır. Ancak sinüslerin gelişimi zaman alır. Doğumda sadece maksiller ve etmoid sinüsler mevcuttur. Onlarda filmlerde bile görülemeyecek kadar küçüktürler. Maksiller sinüs 3 yaşında anlamlı büyüklüğe gelir ve ancak puberte çağında erişkindeki boyutuna ulaşır. Frontal sinüs doğumda yoktur. 6 yaşında filmlerde görülebilecek boyuta gelir. Yine puberte çağında erişkin boyutuna ulaşır. Etmoid sinüsler doğumda var olmasına rağmen giderek büyür ve 12 yaş civarında erişkindeki boyutuna ulaşır. Sfenoid sinüs doğumda yoktur. 5 yaşından itibaren gelişimi hızlanır ve puberte çağında erişkin boyutuna ulaşır. Sinüslerin büyüklüğü kişiye göre değişir. Frontal sinüsün hiç olmaması seyrek görülen bir durum değildir.

Sinüsler Nasıl İltihaplanır: Burun ve sinüsler; bakteri ve virüslerin sık sık yerleşip iltihap yaptığı bölgelerdir. Bu bölgelerde her zaman iltihaba yol açacak bakteri ve virüs bulunur ancak normal çalışan bir sinüste iltihap her zaman olmaz. Eğer sinüsün normal çalışmasına engel olacak bir durum varsa kolaylıkla sinüs iltihabı (sinüzit) gelişir. Bakteri ve virüs dışında nadiren de olsa mantarlar da iltihap yaparlar. Sinüzit en çok nezle, grip gibi üst solunum yolu infeksiyonları sonrası gelişir. Bu tür infeksiyonlarda sinüslerin burun içine açılan delikleri ödem nedeniyle kapanır ve sinüs salgıları burun içine boşalamaz. Ayrıca sinüslerin havalanması da bozulur. Bu durumda sinüs içerisinde kolayca iltihap gelişir. Bunun dışında sinüs ağızlarını tıkayan alerji, burunda kemik eğriliği, et büyümesi, yabancı cisim, geniz eti gibi durumlar da sinüzit gelişmesini kolaylaştırır. Vücut direnci başka sebeplerle düşük olan kişiler daha kolay sinüzit geçirirler.

Kaç Tür Sinüzit Vardır: Sinüzit genel olarak akut ve kronik (müzmin) olarak ikiye ayrılır. Akut sinüzit yeni oluşan sinüzit anlamına gelir. Uygun tedavi edildiğinde tamamen iyileşir. Ancak kronik sinüzit sinüslerde sürekli bir iltihap anlamına gelir ve tedavisi de zordur. Birçok kez ameliyat gerektirir.

Sinüzitin Belirtileri Nelerdir: Akut ve kronik sinüzitin belirtileri biribirinden farklıdır. Akut sinüzitte şikayetler daha şiddetlidir. Hastayı en çok rahatsız eden şikayetlerden biri ağrıdır. Bu hangi sinüsün iltihaplandığına göre baş ağrısı, yüz ağrısı, göz çevresinde ağrı şeklinde olur. Genellikle öne doğru eğilmekle artar. Ayrıca burun tıkanıklığı, burun akıntısı, koku duyusunda azalma, geniz akıntısı, ateş, çene ve dişlerde ağrı, ağız kokusu, burun kanaması, göz kapakları ve yüzde şişme gibi belirtiler olur. Öksürük hem akut hem de kronik sinüzitin belirtisidir. Kronik sinüzitte şikayetler daha uzun süreli olmasına rağmen daha hafiftir. Ağrı daha seyrek hatta bazen yoktur. Hastayı en çok geniz akıntısı ve buna bağlı boğaz ağrısı ve öksürük rahatsız eder. Bunun dışında yine burun tıkanıklığı, yüzde dolgunluk hissi ve ağız kokusu olur. Kronik sinüziti olan hastalar bazen akut dönemler yaşayabilirler.

Muayenede Ne Görülür: Sinüzitli bir hastanın muayenesinde en çok görülen bulgu, burun içinde iltihaplı akıntı, ödem, boğaza doğru akıntı ve yüzde hassasiyettir. Bu gibi bulguların görüldüğü ve sinüzitten şüphelenilen hastalara uygun tetkikler yapılır. Ancak hastanın muayenesinde çok belirgin bir bulgu olmadan da sinüzit olabileceği akılda tutulmalıdır.

Teşhis Nasıl Konur: Hastanın şikayetleri ve muayene bulgularına göre sinüzit düşünülse bile kesin teşhis radyolojik olarak yani çekilen filmlerle konur. Bunun için en çok çekilen film Waters filmi denilen ve daha çok maksiller sinüsü inceleyen bir filmdir. Diğer sinüsler içinde değişik açıdan çekilen filmler vardır. Ancak bu çekilen normal filmler pratikte faydalı olmasına rağmen yanılma payları az değildir. Bu amaçla özellikle tedaviye cevap vermeyen veya ameliyat düşünülen hastalarda mutlaka bilgisayarlı tomografi çekilmelidir. Bilgisayarlı tomografi burun içi ve sinüsler hakkında bize çok faydalı bilgiler vermektedir.

Sinüzitin Ne Gibi Tehlikeleri Vardır: Sinüzit uygun antibiyotik ve yardımcı ilaçlarla veya gerektiğinde ameliyatla tedavi edildiğinde ciddi problemlere yol açmayan bir hastalıktır. Ancak iltihabın yayılmasına bağlı bazı komplikasyonlar gelişebilir. Bunlardan en önemlileri iltihabın göz çukuru içine yayılması ve körlüğe kadar gidebilen hastalıklar, beyin zarına veya beyin içine yayılarak abse oluşması, iltihabın sinüs içinde abseleşmesi ve kemik iltihabı sayılabilir. Bu tür durumlar oluştuğunda tedavi daha ciddi yapılmalıdır ve ilaç tedavisiyle birlikte ameliyat gerektirir

Nasıl Korunabilirim: Hastaların sinüzit olmamak veya olunursa kolay tedavi edilebilmek için dikkat edebilecekleri birkaç şey vardır. Bunun için soğukta kalmamak, saçların ıslak kalmaması, yaşadıkları ortamın nemi ve ısısının uygun olması, sigaranın dumanında dahi kalınmaması,alerjiye yol açabilecek toz, duman veya diğer irritan maddelerden uzak kalınması gibi önlemler alınabilir.

Nasıl Tedavi Edilir: Sinüzit tedavisinde amaç bakterilerin yok edilmesi ve sinüslerin buruna açılan deliklerinin açılmasını sağlamaktır. Bu delikler açılmazsa sinüs iltihapları yok edilemez. Bakterilerin yok edilmesi antibiyotiklerle olur. En çok sinüzite sebep olan bakteriler hesaba katılarak antibiyotik seçilir. Antibiyotik seçimi için kültür ve antibiyogram yapılması çok seyrek başvurulan bir yöntemdir. Antibiyotik tedavisi en az 10 gün hatta bazen 15-20 gün sürmelidir. Bunun dışında sinüs deliklerinin açılması için dekonjestan amaçlı kullanılan tablet ya da spreyler, ağrı kesiciler ve sinüzite yardımcı olan alerji gibi durumlar varsa bunlara uygun ilaçlar verilir. Dekonjestan spreyler 5 günden fazla kullanılmamalıdır. İlaçlara cevap alınmayan durumlarda sinüziti kolaylaştıran başka faktörlerin varlığı araştırılır ve uygun şekilde tedavi edilir. Ancak bazen ameliyat gerekebilir. Kronik sinüzitlerde de yine önce ilaç tedavisi uygulanabilir. Ancak sık sık alerji ya da kemik veya et gibi bir anatomik problem olduğu için ameliyatla tedavi gerekli olmaktadır.

Hangi Durumlarda Ameliyat Gerekli Olur: Akut sinüzitler genellikle ilaç tedavisine yanıt verdikleri için ameliyata nadiren ihtiyaç duyulur. Ancak kronik sinüzitlerde, burunda et veya kemik eğriliği ( deviasyon ) bulunması gibi durumlarda ya da komplikasyon gelişen vakalarda sinüzit ameliyatı gerekir.

Ameliyat Nasıl Yapılır: Sinüzit için yapılan ameliyatlar son yıllarda çok ilerlemiştir. Bu ilerlemenin en önemli sebebi endoskop denilen ve burun içine sokulan bir kamera aracılığı ile monitörden ameliyat yapmaya imkan veren cihazların kullanılmaya başlanmasıdır. Endoskopik yöntemle (görüntülü muayene ve ameliyat) hem burun içi gibi dar ve karanlık bir yerde çalışmak kolaylaşmaktadır hem de sinüzite yol açan asıl faktör düzeltilip diğer sağlam bölgelere dokunulmamaktadır. Bu ameliyat hem lokal hem de genel anestezi ile yapılabilir. Ameliyatta en önemli amaç, sinüz ağızlarının açılmasını sağlamak ve sinüslerin içini temizlemektir. Genellikle sadece burun içinden girmek yeterlidir. Bazen maksiller sinüse girmek için dudak altından çalışmak gerekebilir. Bu yöntemle burun içindeki et, kemik eğriliği gibi diğer hastalıklar da tedavi edilebilmektedir. Ameliyattan sonra hekimin tercihine göre burun içine tampon konabilir.

Ameliyatın Ne Gibi Komplikasyonları Vardır : Anestezi komplikasyonları dışında endoskopik ameliyatta en sık görülen problem kanamadır. Bu bazen cerrahın çalışmasını engelleyecek kadar şiddetli olur ve ameliyatta asıl amaç kanamayı durdurmak haline gelir. Bunun dışında burun ve sinüslerin çevresinde önemli organlar bulunduğu için ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bunlar arasında göz çukuru içine girilerek göz küresi ve sinirinin zedelenmesi, beyin zarının delinerek beyin sıvısının burun içine akması, beyine giden büyük damarların yaralanması, beyin absesi gibi ciddi problemlerin yanı sıra bazı küçük ve daha sonra tedavi edilebilen komplikasyonlar da vardır.

Ameliyattan Sonra Nelere Dikkat Etmeliyim : Endoskopik yöntemle yapılan ameliyattan sonra en önemli konu pansumanların uygun yapılmasıdır. Sinüzit ameliyatında pansuman burun içinin uygun şekilde temizlenmesi anlamına gelir. Bunun için başlangıçta birkaç günde bir daha sonra daha seyrek olarak doktorunuza gitmeniz gerekecektir. Kaç günde bir temizlenmesi gerektiği ameliyatın seyrine ve doktorun tercihine göre değişir. Doktorunuz her pansumandan sonra bir sonraki görüşme zamanını söyleyecektir. Hasta kendisi burun içini serum fizyolojikle yıkayarak yapışma ve birikintileri önlemeye çalışabilir.

Ameliyattan Sonra Sinüzitim Tekrarlar mı : Endoskopik yöntemle ameliyat yapılmaya başlandıktan sonra sinüzitin tekrarlama oranı son derece düşmüştür. Ancak yine de özellikle alerjinin rol oynadığı sinüzitlerde tekrar problem oluşması görülebilir. Alerji toplumumuzda sanıldığından çok daha sık görülmektedir.

Yorum yapın

Astroloji nedir

Astroloji; kosmos içerisindeki güçlerin (Bu en yakın anlamda Güneş Sistemi´ndeki planetlerdir.) genel seviyede dünya üzerindeki enerjilerin şekillenmesi (makro kozmos), insanın ve insan topluluklarının (mikro kozmos) üzerindeki etkilerini ve sonuçlarını yorumlayan bir düşünce sistemidir. Astroloji´nin matematiksel bir temele sahip olduğunu, Astronomi ile olan paralel çalışmalarında da görebiliriz. Yıldız hareketleri, yıldız konumları ve birbirleriyle olan ilişkilerini Astronomik gözlemlerlerin sonucu olan “Ephemeris”lerde “Gökgünlüğü” buluruz. Bu ise Astroloji´nin gerçek anlamda pozitif temellere dayandığını gösterir. Ayrıca Astroloji, yıldızların hareketlerini matematiksel olarak hesaplarken, etkin enerjileri oluşturabildiğini de kabul eder. Astroloji´ sonuç olarak oluşmuş bir kavramdır ve yorumsaldır; ya da bir kültür ve de sanattır. Astroloji´de sık karşılaşılan bir sözcük de Zodyak´dır; Türkçe karşılığı ise Burçlar Kuşağı´dır. Gerçek kelime anlamında Zodyak, Hayvanlar Dairesi anlamına gelir. Burçlar Kuşağı galaksimizde (Samanyolu) çeşitli isimlerle adlandırılmış takımyıldızlar diziliminden oluşan bir kümedir. Bu küme Galaksimizin orta çizgisine (Ekvator düzeyinde) +8° ve -8° lik bir kesişme ile bir yörünge (Ekliptik) üzerinde sıralanmıştır.

Bilimsel Astroloji

Hemen hatırlanması gereken bir diğer önemli yön, bitişik/komşu burçların simgesel karışımlarıdır. Örneğin Sadık Terazi´de, biraz Başak´ın vicdanı, Başak´da Aslan´ın heyecanı, draması, İkizler´in canlılığında, Yengeç´in duyarlılığı belli oranlarda etkindirler. Bu bir bozulmadır; örneğin Teraziler´de sık sık görülür, Merküryen Başaklar ve Venüsyen Başaklar bu karışımdan ortaya çıkarlar. Bir İkizler veya Güneş Aslanı, Yengeç´in iç gezegenlerinden sık etkilenirler. Bu çapraz karışımlar, genelleşmiş saf astrolojik tiplemelerin dışını gösterirler böylece astrolojinin genel olduğu iddiası bu noktada çürütülür. Psikiyatrlar için en iyi yol, iyi birer astrolog veya astroloji hocaları bulmak olabilir, bu yol sayısız kitabı kendi kendine okumaktan çok daha iyidir. Astrolojik horoskopların (yıldız haritalarının) karşılaştırılmaları, bilimsel tezlere büyük destek olabilir, sonuçlar yararlı olacaktır. Burada bilim, falcı-astrologlar popülizminden ve astrolojinin hatalı ve de eksik antik geçmişinden etkilenmemelidir, kurtulması gereken en önemli kompleks veya aşırı duyarlılık budur; Astroloji yine de kehanetlerde bulunabilir, bunun bir zararı yoktur; sinema saygın bir sanattır ama ninja ve seks filmlerinin varlığı sinemanın saygınlığını bozmamaktadır.

Gerçek Astroloji

Astroloji kader değildir, herşey insanın kendi elindedir. Astroloji dönemleri inceler, fırsat alanlarını, şanslı zamanları, doğum haritanızda sizi kısıtlayan, zorlayan alanları, gecikmeleri gösterir. Sonuçta nasıl hareket edeceğiniz, neler yapacağınız hepsi sizin iradeniz içindedir. Gezegenlerin iyi açılar yaptığı şanslı dönemlerde, hiçbir şey yapmadan oturursanız bu fırsatları kaçırabilirsiniz. Aynı şekilde gezegenlerin zorlayıcı etkiler yaptığı dönemlerde gerekli gayret ve azmi gösterirseniz tüm zorlukları aşabilir, farkında bile olmadığınız içinizdeki gücü ortaya çıkarabilirsiniz Dünya varolduğundan beri insanın doğaya karşı verdiği “varoluş” savaşında kullandığı en etkili araçlardan bir tanesi de Astroloji’dir. Astroloji ilk insanın, genelde gökyüzünden gelen doğal afetleri kontrol etme çabası sonucunda ortaya çıkmış olan, bugün artık bilimsel değeri olmadığına inanılan bir “bilim”dir.

Astrolojik kişilik

Astrolojik Kişiliklerin Tipleri Psikiyatri, Astroloji ile buluştu 1997 başında ABD´de yayınlanan önemli bir psikiyatrik araştırma raporu, olay yarattı. Dünyanın en saygın bilim adamlarından birisi, astrolojiyi referans olarak kullanıyordu. Rapor Burç 2000 tarafından incelendi ve ortaya ilginç sonuçlar çıktı. Geleceğin astro-bilim evliliğinin nişanı artık yapıldı. Amerikan Psikiyatri Birliği´nden John M. Oldham, kişilik bozukluklarının daha iyi tanımlanması ve verilerin geliştirilmesi amacıyla oluşturulan yeni bir tanı sisteminin mimarı ve aynı zamanda da New York Eyalet Zihinsel Sağlık Bürosu´nun Yöneticisi ve de Columbia Üniversitesi´nde Klinik Psikiyatri Profesörü. Oldham´ın çalışmasında, kişilik bozukluklarının tanısı için uygulanan test metodunun adı DSM-III-R (Kişisel Bozukluklarının Teşhisi ve İstatistiksel Dağılım). Test araştırmanın yanısıra, kişilik tiplerinin üzerinde de duruyor. İşin ilginç yanı ise, 13 astrolojik tiplemenin de bu testte yer alması; aslında test astrolojik bir çalışmayı amaçlamış değil, sadece astrolojiden de yararlanılmış. Temel olarak 13 tip temel olarak alınmış ve pozitif tanımlar getirilmiş; pozitif tanımların tam zıddı olan negatifler ise kişilik bozuklukları olarak değerlendirilmiş.

Gezegensel Konum

Göründüğü kadarıyla rapor hazırlanırken ve testler oluşturulurken objektiflikten uzaklaşma korkusuyla, gereğinden öte objektif kalınmış ve tam her deneğe 104 soru sorularak, ruhsal bozukluk tanımlamalarıyla, astrolojik kişilikler arasında bir paralellik kurulmaya çalışılmış. İkizler Burcu insanı için “canlı” yani “Merküryen” tip denilmiş ama bu burcun temel niteliği olarak kabul edilen aşırı duygusallık ve çok değişken duyguların zenginliği ön plana alınmamış. Oysa İkizler öncelikle bu sözcüklerle tanımlanabilir ve duyguların değişkenliği öylesine sınırsız ve hızlıdır ki, aslı gözden uzak tutulamaz. Elbette ki rapordaki tanımlamalar reddedilemez veya gerçek dışı olarak görülmemelidir fakat eğer astroloji ile bir bütünlük ya da en azından ortak bir yön veya asgari bir uzlaşma aranıyorsa daha dikkatli ve daha esnek olunmalıdır. Raporun etkisi sanıldığından fazla olacak ve bazı psikiyatristler tarafından çok ciddiye alınacağından, astroloji kitaplarının bilimsel çevrelerdeki satışı da artacaktır. Tabii ki bu arada da, psikiyatrların ve psikologların çoğu astrolojinin zengin ve inanılmaz dilini keşfedecekler; Rapordaki özgün DSM terminolojisinin yanısıra, astrolojiden de çok şey öğrenecekler; örneğin şu beş özelliği ele alalım; “Vicdanlı Başak-Yalnız ve fedakar Balık-Canlı İkizler ve maceraperest Yay” Herbiri ötekisini uyarıyor gibi fakat bu tiplerin iç bilinç alanlarında ortaya çıkan benzer vurgular, aslında kişiliğin negatif yönlerini oluştururlar; işte bu karmaşık cümle astrolojinin en önemli analiz olgusu olan “gezegensel açılar”ın etkileri anlamına gelir. Örneğin Kare Açı, bu tipler arasında güçlü bir enerji oluşturacak ve bir tür meydan okumaya neden olacaktır ama aynı zamanda da söz konusu kişisel özellikler zayıflayacak ve hatta durağanlaşacaktır. Hatta daha da ötede, benzer karakteristikler kişilik bozukluklarıyla bütünleşecektir.

Astroloji Bölümleri

Haritanın çizimi ve yorumlanması amacı doğrultusunda astroloji konusu içerisinde çeşitli bölümler bulunmaktadır.
Doğum Astrolojisi
Astrolojinin bu kolu bireylerin hayatları ile ilgilidir ve doğum anı veya kişinin hayatındaki önemli olaylardan birinin baz alındığı horoskop kullanılmaktadır. Bu horoskop içerisinde bireyin kişiliği, sağlığı ve temel potansiyeli bulunmaktadır. Astrolojinin bu yöntemi çok popülerdir ve doğum astrolojisinde iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Bu yaklaşımlardan biri evlilik, kariyer ve çocuk gibi belirgin olayların tahmin edilmesi üzerinde durmaktadır. Ama pek çok modern astrolog bu yaklaşımı dikkate almamaktadır, bunun yerine tamamen psikolojik olan bir yaklaşımın izinden gitmektedirler. Bu psikolojik yaklaşım da bireyin kişiliğinin ve psikolojik potansiyelinin tanımlanması üzerinde durmaktadır. İleride yaşanacak olaylar sadece genel bir önsezi ile tahmin edilmektedir ve konunun psikolojik davranışının gelişimi ile betimlenmektedir.
Horary Astroloji
“İş bulabilecek miyim?” den “Kaybettiğim anahtarlarım nerede?” gibi sorulara kadar pek çok soruya cevap vermektedir. Horary astroloji, astrolojinin diğer kollarına nazaran daha güvenilir ve doğru tahminler vermektedir.
Seçimsel Astroloji
Astrolojinin bu formu dünyada çok iyi bilinmektedir. “Evlenme için hangi gün daha uygun?” ve “Yeni işime ne zaman başlamalıyım?” gibi belirgin sorulara cevap vermektedir. Astrolojinin bu kolu iş, evlilik, seyahat, iş veya derse başlamak için en uygun zamanı belirlemektedir.
Tıbbi Astroloji
Astrolojinin bu kolu homeopathy (bir hastalığı benzeri ile tedavi etme yöntemi) ve bitkisel ilaçlar ile ilgilidir. Astroloji size saçınızı kesmek (Saçınızın kalın olarak uzamasını isterseniz: Dolunay zamanı uygun) veya ameliyat olmak (Dolunay zamanında uygun değil: kanama tehlikesi) ve ayrıca planları yapmak için en uygun zamanı söyler. Genel anlamda Zodyak içerisindeki her bir burç vücudun bir bölümünü yönetmektedir. Örneğin, bir Boğa burcunun çok sık olarak soğuk algınlığı veya grip olması, boğaz ağrısından şikayet etmesi, İkizler burcunun ciğer veya bronşit problemlerinden yakınması gibi. Sizin Zodyak burcunuz da hangi bölgelerde zayıf olduğunuzu söyleyecektir.
Günlük Astroloji
Günlük Astroloji tüm ulusların, ülkelerin, dinlerin ilişkilerini, savaşları, devrimleri, sanatı ve bilimi yöneten oldukça geniş bir alandır. Günlük astrolojinin üç ana kolu bulunmaktadır.
Mali Astroloji: Astrolojinin bu alanı çok az astrolog tarafından uygulanmaktadır. Pek çok iş adamı astrologlara danışmaktadır. Yurt dışındaki borsalarda aracı kurumlar astrologlar ile çalışmaktadır.
Politik Astroloji: Politik Astroloji politik ilişkileri ve konuları, siyasileri, insan guruplarını ve politik organizasyonları yönetmektedir.
Jeofiziksel Astroloji: Astrolojinin bu kolu iklim, hava durumu ve diğer tüm doğal olayları, özellikle sel, deprem ve volkan patlamaları gibi afetleri incelemektedir.
Kehanet Astrolojisi
Bu bireyler için tahminler sağlamaktadır, genelde geçişler ve ilerlemeler, Yeni Ay, Dolunay ve tutulmalar doğrultusunda çalışmaktadır. Geçişler bir saatten (Ay) 18 aya kadar (Pluto) sürebilir, hal ve şartlarda değişimler yaratır, ayrıca öğrenme amaçlı dersler de verir. Pek çok insan 28-29 yaşlarında ilk Satürn geçişlerini (Satürn, doğum pozisyonuna geri döner) deneyledikleri esnada zorlayıcı dersler ile karşı karşıya gelmektedir. Pek çok insan bu yaşlarında komple değişiklikler yaşamaktadır. Eğer bu zorlu zamanda hiçbir şey öğrenilmez ise 56-58 yaşları arasındaki bir sonraki Satürn geçişinde daha büyük zorluklar ile karşı karşıya gelebilirler.
Güneş Burcu Astrolojisi
Bu gazetelerde veya haftalık dergilerde okuduğunuz burç yorumlarıdır. Çok eski zamanlardan beri bu yöntem çok doğru sonuç vermektedir, ama bazı astrologlara göre de oldukça fazla deneyim gerektirmektedir. Örneğin, 18 Ocak – 8 Şubat 2004 tarihleri arasındaki Merkür geri dönüşü (Dünyadan göründüğünde geri gidiyor gibi gözükmektedir) esnasında kısa seyahatlerde ve iletişimde (pek çok yazı, yanlış anlaşılmalar, Internet ile ilgili problem gibi) aksamalar meydana gelebilir, bu Mart ayının birine kadar devam eder, ama Zodyak’taki her burç yaşamlarına ve yaşadıkları ortamlara bağlı olarak bunu farklı şekilde tecrübe edeceklerdir.

Yorum yapın

Sayfa 6 - 6123456